10 Nisan 2012 Salı

Sanal Dünyada Dolandırıcılık

Günümüzde internet  kullanıcılarına  ait  Facebook,Twitter,Linkedin,Yahoo,Google,MSN,Skype  gibi haberleşme  uygulama,  arayüz  ve  programlara  ait  şifrelerin  ele  geçirilerek,kullanıcıların iletişim listesinde bulunan irtibat kişilerine kurulan tuzaklarla kontör veya parasal dolandırıcılık yapılabilmektedir. MSN şifreleri gönderilen bir dosyanın açılması  veya  Truva  (Trojan)  ya  da  klavye  kayıtçısı  (keylogger)  gibi  zararlı yazılımlarla ele geçirilebilmektedir. Diğer bir yöntem de ise kullanıcıların hazırlanan sahte  internet  sayfasına yönlendirilip, MSN şifrelerini yazmaları sağlanmaktadır. Böylece bir  takım gizli bilgiler kötü niyetli kişilerin eline geçmektedir. Bu nedenle ilgili  programları  kullananların  şifre  ve  bilgilerini  sürekli  güncellemeleri gerekmektedir. Ayrıca bu şifrelerin yeterli uzunlukta belirlenmesi ve rakamların yanında harflerin ve sembollerin de kullanılması faydalı olabilmektedir. Seçilen gizli sorular  başkalarının  bulamayacağı  zor  bir  soru  olmalı  ve  cevaplar unutulmamalıdır. Kontör şifresi istekleri ile kredi kartı numarası ve internet hesap bilgisi veya banka hesap bilgisi gibi taleplere her zaman şüpheyle yaklaşmalıdır.

Sanal ortamında tanışılan kişilerle özel bilgiler kesinlikle paylaşılmamalıdır. Bilişim suçları kapsamında değerlendirilen bu uygulamaların adres ve şifresinin çalınması ve devamında nitelikli dolandırıcılık suçu şikâyete bağlı bir suç türüdür.


Arkadaşlık, sohbet ve görüntü gibi içerikler sunmayı taahhüt eden bazı internet  ve forum  siteleri,  kullanıcılarını  üye  yapmaktadır.Sonrasında  içeriğin  bir  kısmını sunarak daha fazlası için talep oluşturmakta ve bunun da farklı düzeydeki bir kullanıcı hakkıyla  yapılabileceğini belirtmektedir. Bu tür internet  sitelerine üye olanlara ait bilgisayarların IP’leri tespit edilerek kullanıcıların yaşadığı illere göre tanıtımlar yapılmak suretiyle dolandırıcılık eylemlerine zemin hazırlanmaktadır. Üye olan kişiye, başka bir kullanıcıdan atılmış gibi gözüken bir mesaja ulaşmak için para karşılığı üye olunan bir profile geçmeleri gerektiği aldatmacasıyla kullanıcılar, paralı üye olmaya doğru çekilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de ailelerin %90’ı, çocuklarının internette risk altında olduğunu düşünmektedirler. Ebeveynler çocuklarının internet kullanırken müstehcen ve şiddet içerikli görüntülere maruz kalabileceğini ya da bu tür sitelere girebileceğini, internete veya cep telefonuna bağımlı olabileceğini, kişisel ve özel bilgilerinin yabancıların eline geçebileceğini, internet üzerinden istismara ve tacize maruz  kalabileceğini  ve  kötü  niyetli  kişilerle  tanışıp  arkadaşlık  kurabileceğini düşünüp  endişelenmektedirler.  Araştırma  sonuçlarına  göre  çocukların  %51,6’sı internete  ayrı  bir  odadan  erişmektedir.  Çocuklar  aileleri  ile  birlikte  vakit geçirmekten,  kitap  okumaktan  ve  arkadaşlarıyla oyun oynamaktan vazgeçerek internete bağlanmaktadırlar. Bu durum çocuklarda sanal ortamla gerçeklik arasında bir bocalama yaşanmasına sebebiyet verebilir. Küçük yaşlarda günde 80 dakika kadar  olan  ortalama  internet  kullanımı,  15  yaşından  sonra  2  saatin  üzerine çıkmaktadır. Büyük yaş grupları internetten müzik dinlemek, film izlemek ve sohbet etmeye daha çok vakit ayırmaktadır. Küçük yaştaki çocuklar ise interneti daha çok oyun oynamak için kullanmaktadır. Çocuklar zararlı içeriklerle karşılaştıklarında genelde bu durumu ebeveynleri ile paylaşmakla birlikte, ilerleyen yaşlarda yardım talebi  önemli  ölçüde  azalmaktadır.  Ebeveynlerin  yarısından  fazlası  çocukların internette oyun oynamasının onlar üzerinde olumlu etkileri olduğuna inanmakla birlikte, çocukların  yaşları ve internet başında geçirilen sürelerin artmasıyla bu algı gerilemektedir.

Günümüzde  popülaritesi  gittikçe  artan  facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım siteleri vasıtasıyla kullanıcılar sahte sitelere yönlendirilerek, kullanıcıların parola gibi oturum açma bilgileri  ele geçirilmekte ve  kullanılmaktadır.  Bu  nedenle  eğitim faaliyetleri suretiyle bireylerin farkındalıklarının artırılması gerekmektedir.  Eğitim faaliyetleri  çeşitli  yöntemlerle  gerçekleştirilebilmektedir.  İnternet  siteleri oluşturulması,  seminerler  düzenlenmesi,  siber  güvenliğe  ilişkin  kampanyalar düzenlenmesi, bilgisayar ve internet kullanıcılarının güvenlikle ilgili gelişmeler, kötücül  yazılım  ve  kişisel  verilerin  korunması  gibi  konularda  bilgilendirilmesi başlıca eğitim faaliyetleridir. TV,  radyo  ve internet  gibi kitle iletişim araçları da farkındalığın oluşturulmasında önemli göreve sahiptir.

Bilgi çağının yaşandığı günümüzde gerek istihbarat kuruluşları ve gerekse kötü amaçlı kişiler sosyal ağlar aracılığıyla kişilerin kendi kendilerini fişlemelerinden faydalanmaktadır. Özellikle facebook gibi sosyal ağlarda kişilerin şahsi bilgilerine ve görüntülerine fazlasıyla yer vermeleri dolayısıyla birçok kullanılabilir veri ortaya çıkmaktadır.  Birçok  ülkelerde  kişilerin  artık  özgeçmişlerine  değil,  internetteki geçmişine bakılmaktadır. Çünkü internetteki kayıtların hiçbir zaman silinmediği bilinmelidir. İnternette ortaya konan bütün görüşler, girilen tüm tartışmalar, ziyaret edilen siteler hep kayıt altındadır. Bu kayıt altındalık kişilere zarar getirebilmektedir. İnternetteki her şey gibi e-postalar da kayıt altındadır.

Günümüzde sanal dünyada yapılan en kritik hatalardan bir tanesi de internette tanışılan kişilere güvenmek ve samimi diyaloglar kurmaktır. Bir takım görüntülerin internette yayılması şantajıyla, kötü niyetli kişiler tarafından bayanlara ahlaksız teklifler  yapılması  çok  yaygınlaşmıştır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında hiç tereddüt etmeden ailelere ve güvenlik birimlerine mutlaka haber verilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder